Blog

Beş Parasızdım Ve Katilimi Arıyordum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beş Parasızdım Ve Katilimi Arıyordum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Yankı Enki  
Sabit Fikir 06.2014


"Katilimi Arıyordum" diyen kahramanın peşine düştüğü bu katil, sadece kendisinin katili midir?


Derviş Şentekin’in ilk romanı, öncelikle adıyla çekmişti dikkatleri. Hatta, Beş Parasızdım ve Kadın Çok Güzeldi gibi ilginç bir başlığa sahip olan bu roman, daha önce polisiyelerle yolu kesişmemiş okurların da ilgisini uyandırmayı başarmıştı. Şimdi bu ilk romandaki kurguyu tamamlayan bir Şentekin kitabı daha var karşımızda: Beş Parasızdım ve Katilimi Arıyordum. İlk romanı okuyanların kesinlikle okuması gereken bu kitabı, ilginç bir şekilde, ilk romanı okumayanlar da okuyabilir rahatlıkla. Bu kez, belki de adında “katil” sözcüğü geçtiği için polisiye etiketini yapıştırmamız daha kolay görünüyor.

İsimsiz kahramanımız bu sefer, kendi katilinin peşinde. “Katil kim” kurgusu polisiye edebiyatın alt türlerinden biridir. Derviş Şentekin’in romanıysa tabiricaizse bir “katilim kim” romanı ve bu bağlamda yazarın polisiye edebiyatta postmodern bir hamleye başvurduğunu iddia etmek mümkün. Katilini arayan bir kahramanı olduğuna göre, romanın bir ölümle başlaması da kaçınılmaz. İşte ilk romanı okuyanların bunu kesinlikle okuması da bu yüzden gerekiyor. İlk kez bir Şentekin romanı okuyacaklar için de diyebiliriz ki, okuru sıkmadan, hızla kalkan bir perdesi var bu kurgunun. Aşağı yukarı son perdesine kadar da aynı tempoda ilerliyor hikaye. Yer yer aksiyonun yükseldiği, beyazperdeye uyarlansa yakışır diye düşündürten sahneleriyle birlikte duygusallığın önplana çıktığı ama hikayenin akışından koparacak derecede bir dengesizliğin oluşmadığı, sürükleyici ve bol diyaloglu bir polisiye bu.

Oldukça yerli, “bizden” bir öykü okuduğumuz hissine kapıldığımız için olsa gerek, daha ilk sayfadan itibaren edebi bir misafirperverlikle karşılayan bir metin çıkmış Şentekin’in kaleminden. Tıpkı eski bir Yeşilçam filminin bizi “damardan” yakalaması gibi, okurunu gönülden vuran bir polisiyeyle karşı karşıyayız; ki akla hitap eden bu edebi türün gönülden vurması pek ender görünür.

Toplumsal yaralar


Katilini arayan kahramanımız, kendisini kimin hangi sebeple öldürmeye çalıştığını çözmeye uğraşırken, öykü de bir intikam öyküsüne dönüşüyor. Çevresinden edindiği bilgilerle hiç ummadığı bir yola giren ve eski bir istihbaratçı olan kahraman, kendisi dışında gelişen olayları öğrendikten sonra hayatıyla ilgili yaptığı planlardan vazgeçip katilinin peşine düşmeye karar veriyor.

Elbette, buraya kadar söylenilenlerden de anlaşıldığı üzere, Beş Parasızdım ve Katilimi Arıyordum için tipik bir polisiye diyemeyiz. Öyle bir roman ki bu, yazarı sıkı bir polisiye hayranı olmadığını açıklasa dahi şaşırmayız. Batılı bir edebiyattır çünkü bu. Aydınlanma Çağı, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi ve akılcılık ile uzun süreli bir ilişki yaşamış Batı uygarlığının duygu ve düşünce yapısının yansıdığı, 20. yüzyılda da birçok alt türünün ortaya çıktığı “akıl” odaklı bir akımdır. Temelde gizemdir asıl sorun. Çözülmesi gereken bir vaka vardır. Kahramanımız bir dedektif, casus, katil ya da daha yakın dönemlerde görüldüğü üzere sıradan bir insan da olabilir. Bu noktada neyin anlatıldığı değil, nasıl anlatıldığı önem kazanmıştır polisiyede. Böylece iyi polisiyeyi kötü polisiyeden ayırmak da mümkün olmuştur. Derviş Şentekin de, ne anlattığına değil nasıl anlattığına bakılması gereken bir roman sunuyor bize.

Olayların paralelinde toplumsal yaraların da hesabını tutuyor yazar. Bu roman, kahramanımızın bireysel hesaplaşmasının öyküsü bir yana, Türkiye tarihinin yakın geçmişindeki karanlık siyasi tabloyu da oldukça aydınlatıyor. Türkiye’de polisiye dediğimizde ilk akla gelen yazar olan Ahmet Ümit, şöyle yazıyordu İnsan Ruhunun Haritası adlı kitabında: “Gizemli suç, polisiye roman için yalnızca basit bir malzeme değil, aynı zamanda yazarın üslubunu da belirleyen bir ana maddedir. Gizemli suçu anlatan romanların, klasik polisiye, kara roman, casus romanları, gerilim romanları olarak kendi arasında türlere ayrılması da bu yüzdendir. ‘Kara Roman’ bunların arasında oldukça özgün bir konuma sahiptir. Klasik polisiye; çok bilinmeyenli bir cinayet bilmecesinin çözümüne dayanır, casus romanları devlet ya da şirketler düzeyinde işlenen bir suçun açığa çıkarılması ekseninde gelişir, gerilim suç işleme anının ya da suçlunun yakalanma anının ayrıntılarından oluşur, ‘Kara Roman’ ise suçun ekonomik ve sosyal nedenleri üzerinde yükselir.” Ahmet Ümit’in tespitine dayanarak düşündüğümüzde, Beş Parasızdım ve Katilimi Arıyordum’un kara roman özellikleri taşıyan bir suç romanı olduğunu söyleyebiliriz. Yeri gelmişken, son yıllarda özellikle yabancı dillerden çevrilen polisiyelerin birçoğunun gerilim romanı olarak tanımlanması gerektiğini, Şentekin’in kitabının ise kesinlikle bir gerilim romanı olmadığını da açıkça belirtebiliriz.

Bu kahraman neden beş parasız ve neden

katilini arıyor?


Bahsettiğimiz bu kara roman özelliği, aslında anlatılan öykülerin yerelliğini de öne çıkarıyor, ancak sadece yerelde kalması gibi bir sınır da getirmiyor elbette. Yıllardır ABD’deki bütün çetelerin, uyuşturucu ağlarının ismini öğrendik ve kara roman kültürü sayesinde suçun insana ne yaptığını, ne yaptırdığını gördük. Diğer yandan son yıllarda yükselişe geçen İskandinav polisiyelerinde de, arka planda yükselişe geçen bir milliyetçiliğin sebep olduğu cinayet romanları okuduk. İşte bu “kara” sıfatı da buradan geliyor zaten, bahsedilenlerin gerçek olmasından. Derviş Şentekin de, kara bir gerçeğin öyküsüyle birleştiriyor gizemli suç öyküsünü.

Gelin kitabın ismini tekrar yavaş yavaş okuyalım: Beş Parasızdım ve Katilimi Arıyordum. Bu kahraman neden beş parasız ve neden katilini arıyor diye sorduğumuzda, kitabı okuyanların da göreceği gibi, az önce tanımlamaya çalıştığımız kara romanın yolunda buluyoruz kendimizi. Bazı polisiyeler vardır, tek bir kişinin işlediği suçun gizemini aydınlatır, bazı polisiyelerse tek bir vakayla sayısız karanlık suçun hesabını sorar. İşte böyle “kararır” bir polisiye. Henüz kitabı okumayanları da düşünerek şu soruyu da sorabiliriz: “Katilimi Arıyordum” diyen kahramanın peşine düştüğü bu katil, sadece kendisinin katili midir?

Kaynak:
http://sabitfikir.com/elestiri/katilim-kim

15 Nisan 2014 Salı

Radikal Kitap’ın editörü 
DERVİŞ ŞENTEKİN’den
yeni bir roman




240 sayfa
978-605-4927-27-2
15 TL.

“Bekir Tunç sağ elindeki silahı Oğuz Abi’ye, sol elindekini bana doğrultmuştu. Tabancamı iki elimle kavradım. Tetiği çekmemek için kendimi zor tutuyordum. Dudaklarının kenarından sarkan bıyıkları aralandı, acıyla sırıttı, gözlerime dik dik baktı.
‘Ben seni gebertmemiş miydim lan velet’ dedi boğazından gelen bir hırıltıyla.
‘Bu işler satranç oynamaya benzemez, demiştin ama yanılmışsın salak Bekir’ dedim alaycı bir sesle. ‘Bu işler tam da satranç gibidir.’

Birbirine karışan üç el silah sesi, geniş ovanın üzerindeki boşluğa yayılıp yıldızlara doğru yükseldi.”


İlk romanı Beş Parasızdım Ve Kadın Çok Güzeldi'de İstihbarat Şubesi’nden kovulan, eşi tarafından terk edilen küskün bir eski polisin, Beyoğlu’ndaki bir barda genç ve güzel Aslı Çınar ile tanışması ve kadının kayıp babasını bulmak için giriştiği çetrefilli arayışı anlatan Derviş Şentekin, Beş Parasızdım Ve Katilimi Arıyordum ile bu soluk kesen maceranın bitmediğini müjdeliyor.  
Anadolu’nun uzak köşelerine kadar süren soluk soluğa bir takip, karanlık çeteler ve polisler, güzel kadınlar ve aşklar, aranan bir katil ve suç düğümleri… 
Radikal Kitap’ın usta editörü, romancılıkta da usta olduğunu bu ikinci ve ilkini aratmayacak sürükleyicilikteki romanında kanıtlıyor. 



Derviş Şentekin daha ilk romanında durmuş oturmuş bir yazar kimliğinde. Kitap polisiye çizgisini koruyarak, 
psikolojiye ve Türkiye'de yakın dönemin siyaset karanlığına açılıyor. Etkileyici tahliller ve yorumlarla bezeniyor. 
Selim İleri

Derviş Şentekin'den, Amerikan kara romanlarına taş çıkartacak bir yapıt. Türkiye'de polisiye türün gelişmişliğinin bir kanıtı da sayılacak kitap, sadece türün meraklılarının değil, tüm kitap kurtlarının okuması gereken bir metin. 
Ahmet Ümit