Türk
şiirine hem şair hem çevirmen olarak büyük katkıları
bulunan,
1992'den bu yana edebiyat alanında
akademik
çalışmalarını sürdüren
Ataol Behramoğlu'nun seçkisiyle
20 ülkeden 60’ı aşkın şairden
günümüz Latin
Amerika Şiirleri Antolojisi.
Ataol
Behramoğlu ve Ebru Yener Gökşenli'nin derleyip çevirdiği Latin
Amerika Şiirleri Antolojisi çağdaş
Latin şiirinin panaroması niteliğinde bir çalışmadır.
1992'den bu yana edebiyat alanında
Ataol Behramoğlu'nun seçkisiyle 20 ülkeden 60’ı aşkın şairden
günümüz Latin Amerika Şiirleri Antolojisi.
Latin Amerika Şiirleri Antolojisi'nden tadımlık:
Pedro Shimose – Bolivya
GÖSTERİ
Acı biberdeki
öfkeyle,
kolumun altındaki akbabayla çıkıyorum,
geçiyorum sokağı elimde bir taşla,
açlığımı gözetleyen bir polisle yürüyorum yolu,
arıyorum gecenin duyusunu ve görüsünü,
afişler yapıştırıyorum, meydanlarda koşuyorum,
bağırıyorum dilimde bir korla,
boyuyorum duvarları: “Yaşa Che” diye
bana su veriyorlar hortumla,
kolumun altındaki akbabayla çıkıyorum,
geçiyorum sokağı elimde bir taşla,
açlığımı gözetleyen bir polisle yürüyorum yolu,
arıyorum gecenin duyusunu ve görüsünü,
afişler yapıştırıyorum, meydanlarda koşuyorum,
bağırıyorum dilimde bir korla,
boyuyorum duvarları: “Yaşa Che” diye
bana su veriyorlar hortumla,
ateşim ben;
dumanla
vuruyorlar darbeyi bana,
toprağım ben;
nerede olursa
olsun bir yara açıyorlar,
halkım ben;
izliyorlar beni,
hapsediyorlar, işkence yapıyorlar.
özgürlük şarkımı söylüyorum, oynatıyorum kaldırım taşlarını,
kırıyorum tahtaları ve camları, söylüyorum şarkımı,
en doğal korkumla gidiyorum greve ve bir yudum sıcak kahveyle;
uçuyorum şehrin üstünde, tırmalıyorum havayı, parçalıyorum vitrinleri,
gazetelerin sayfalarını yumrukluyorum,
yıkıyorum kapıları, alt ediyorum maskeleri ve kalın sopaları,
tarihin kapılarından geçip gidiyorum,
benim o!
özgürlük şarkımı söylüyorum, oynatıyorum kaldırım taşlarını,
kırıyorum tahtaları ve camları, söylüyorum şarkımı,
en doğal korkumla gidiyorum greve ve bir yudum sıcak kahveyle;
uçuyorum şehrin üstünde, tırmalıyorum havayı, parçalıyorum vitrinleri,
gazetelerin sayfalarını yumrukluyorum,
yıkıyorum kapıları, alt ediyorum maskeleri ve kalın sopaları,
tarihin kapılarından geçip gidiyorum,
benim o!
Roberto Sosa – Honduras
YOKSULLAR
Çoktur yoksullar
bu yüzden imkânsızdır
onları unutmak.
Türlü türlü binalar
görürsünüz
kuşkusuz
gündoğuşlarında,
yaşamak isterler çocuklarıyla
işte bu yuvalarda.
Taşıyabilirler
omuzlarında
tabutunu bir yıldızın.
Öfkeli kuşlar gibi
yırtabilirler gökyüzünü,
güneşi gölgeleyebilirler.
Ama tanıyamadan hazinelerini
girip çıkarlar aynalarından kanın;
yürürler ve yavaşça ölürler.
Bu yüzden
imkânsızdır onları unutmak.
Rei Berroa – Dominik Cumhuriyeti
AYIRAMAM ÇEKİLEN ACIDAN SESİMİ
Ne kadar çok istese de çiçek,
ağaç gibi ufka hâkim olamaz.
Hayatı sonraya bırakamayan
o kişi gibi,
nefret ederek başladı tüm karanlık
olan
çünkü yorulana dek ışık
istiyordu.
Ve şüphesiz
gece kocaman bir kalptir
kanatlarında toplayan
susuzluğu, açlığı, aşk çayırını
ve göz bebeğinde birleştiren
düşlerinin açlığını, şeffaflığın
sessizliği
keşfediyor bizi şafak vakti.
Güzel ve korkunçtur düşünmek,
ki bazen yalan olur ümit.
Ve kuşkusuz
engel olamam yaralı ıslığıma
kaplar tüm benliğimi.
Kan akar benden, kelimelerin orta
yerinden
ve yaşama isteği olmadan beliririm
orada
yarattığımız dünyaya baktığımda
düşlerde ve ölümün efendileriyle
aynı anda.
Üzgünüm Armando, José, Tom, Ataol,
üzgünüm anne, tarihin dört bir
yanından
gelen tüm dostlar,
özür dilemek istiyorum öncelikle,
gece ve gündüz yapmayı denesem de,
kısacık bir an bile yapamazdım
sesimi iyileşemeyen ve çaresizce acı
çekenlerden ayıramazdım.
0 yorum :
Yorum Gönder